İçeriğe atla
İşârâtü'l-İ'câz
SURE-İ BAKARA · Sayfa 254
Dördüncü Mesele

ثُمَّ يُحْيٖيكُمْ ukdesinin beyanındadır. Evet bu hayat, ikinci hayattır ki ölümden sonra haşirden evvel vukua gelir. Demek, hayat-ı uhreviye bu ikinci hayatla başlar. Binaenaleyh bu يُحْيٖيكُمْ deki hitap, yalnız insanlara ait değildir, bi’l-cümle kâinata râcidir. Çünkü bu hayat-ı uhreviye, bütün kâinatın neticesidir. Eğer bu hayat olmasa kâinatta hakikat denilen her şey, zıddına inkılab eder. Mesela, nimet nıkmet olur, akıl bela olur, şefkat yılan olur.

Beşinci Mesele

ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ un ukdesi hakkındadır. Evet Cenab-ı Hak, âlem-i kevn ü fesat denilen şu âlemde hüsün kubuh, nef’ zarar gibi zıtları, çok hikmetlere binaen karışık bir tarzda yaratmıştır. Hem de izhar-ı izzet için vesait ve esbabı vaz’etmiştir. Haşir ve kıyamette kâinat tasfiye ameliyatını gördüğü zaman, zıtlar birbirinden ayrılır ve esbab ile vesait de ortadan kalkar; ortadaki perde ve hicab kalktıktan sonra herkes Sâni’ini görür ve hakiki Mâlik’ini bilir.

Tetimme

Mezkûr âyetteki cümlelerin arasındaki irtibatın hülâsasına bir zeyldir.

Cenab-ı Hak, vaktâ ki onların küfrünü, istifham ifade eden كَيْفَ ile reddetti ve halkı da taaccübe davet etti ve ondan sonra gelen dört büyük inkılabı gösteren dört cümle ile bürhan getirerek ispat etti; o inkılabların her birisi çok tavırlara, vaziyetlere ve mertebelere şâmil olduğu gibi kendinden sonra gelen inkılabları hazırlayıcı birer mukaddime oldu.