İçeriğe atla
İman Hakikatleri
On Üçüncü Lem’a · Sayfa 41

ademî şeylere istinad edebilir. Ademî bir şey, ma’dum bir şeye illet olur.

İşte bu iki kaideye binaendir ki: Şeytan-ı ins ve cinnin kâinattaki müthiş âsâr-ı tahripkâraneleri ve enva-ı küfür ve dalalet ve şer ve mehaliki yaptıkları halde, zerre miktar icada ve hilkate müdahaleleri olmadığı gibi mülk-ü İlahîde bir hisse-i iştirakleri olamıyor. Ve bir iktidar ve bir kudretle o işleri yapmıyorlar, belki çok işlerinde iktidar ve fiil değil belki terk ve atalettir. Hayrı yaptırmamakla, şerleri yapıyorlar. Yani şerler oluyorlar. Çünkü mehalik ve şer, tahribat nevinden olduğu için illetleri, mevcud bir iktidar ve fâil bir icad olmak lâzım değildir. Belki bir emr-i ademî ile ve bir şartın bozulmasıyla koca bir tahribat olur.

İşte bu sır, Mecusilerde inkişaf etmediği içindir ki kâinatta “Yezdan” namıyla bir hâlık-ı hayır, diğeri “Ehriman” namıyla bir hâlık-ı şer itikad etmişlerdir. Halbuki onların Ehriman dedikleri mevhum ilah-ı şer, bir cüz-i ihtiyarıyla ve icadsız bir kesble şerlere sebebiyet veren malûm şeytandır.

İşte ey ehl-i iman! Şeytanların bu müthiş tahribatına karşı en mühim silahınız ve cihazat-ı tamiriyeniz, istiğfardır ve “Eûzü billah” demekle Cenab-ı Hakk’a ilticadır. Ve kaleniz sünnet-i seniyedir.