mahvetmeye çalıştığı bir hengâmda Hızır gibi biri çıkar, o tabura der:
“Meyus olma! Senin öyle sarsılmaz bir nokta-i istinadın ve öyle mağlup edilmez muhteşem orduların ve tükenmez ihtiyat kuvvetlerin var ki dünya toplansa karşısına çıkamaz. Senin şimdilik mağlubiyetinin bir sebebi, bir cemaate ve bir şahs-ı manevîye karşı bir neferi göndermenizdir. Çalış ki her bir neferin, istinad noktaları olan dairelerinden manen istifade ettiği kuvvetli kuvve-i maneviye ile bir şahs-ı manevî ve bir cemiyet hükmüne geçsin.” dedi ve tam kanaat verdi.
Aynen öyle de ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet –bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle– cemiyet ve komitecilik mâyesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habîs olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an’ane ile gelen hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor. Her bir Müslüman tek başıyla bu dehşetli yangından kurtulmaya meyusane çabalarken Risale-i Nur, Hızır gibi imdada yetişti. Kâinatı ihata eden son ordusunu (*) gösterip
___
* Kâinatı dağıtamayan bir kuvvet o orduyu bozamaz.