İkinci
cümle olan يَا
بَاقٖى اَنْتَ
الْبَاقٖى o
hadsiz cerihalara hem merhem hem tiryak oluyor. Yani يَا
بَاقٖى
“Madem
sen bâkisin, yeter; her şeye bedelsin. Madem sen varsın, her
şey var.” Evet, mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün
ve ihsan ve kemal, umumiyetle Bâki-i Hakiki’nin hüsün
ve ihsan ve kemalâtının işaratı ve çok perdelerden
geçmiş zayıf gölgeleridir; belki cilve-i esma-i hüsnanın
gölgelerinin gölgeleridir.
İkinci Nükte
İnsanın fıtratında, bekaya karşı gayet şedid bir aşk var. Hattâ her sevdiği şeyde kuvve-i vâhime cihetiyle bir nevi beka tevehhüm eder, sonra sever. Ne vakit zevalini düşünse veya görse derinden derine feryat eder. Bütün firaklardan gelen feryatlar, aşk-ı bekadan gelen ağlamaların tercümanlarıdır. Eğer tevehhüm-ü beka olmazsa muhabbet edemez.
Hattâ denilebilir ki: Âlem-i bekanın ve ebedî cennetin bir sebeb-i vücudu, şu mahiyet-i insaniyedeki o şiddetli aşk-ı bekadan çıkan gayet kuvvetli arzu-yu beka ve beka için fıtrî umumî duadır ki Bâki-i Zülcelal o şedid, sarsılmaz,