Kardeşlerim!
Kalbime ihtar edildi ki:
Nasıl ki Mesnevî-i Şerif, şems-i Kur’an’dan tezahür eden yedi hakikatten bir hakikatinin âyinesi olmuş, kudsî bir şeref almış; Mevlevîlerden başka daha çok ehl-i kalbin lâyemut bir mürşidi olmuş.
Öyle de Risale-i Nur, şems-i Kur’aniyenin ziyasındaki elvan-ı seb’ayı ve o güneşteki renk renk, çeşit çeşit yedi nuru birden âyinesinde temessül ettirdiğinden, inşâallah yedi cihetle şerif ve kudsî ve yedi Mesnevî kadar ehl-i hakikate bâki bir rehber ve mürşid olacak.
***