1- Sivrisineğin gözünü halk eden, güneşi dahi o halk etmiştir.
2- Pirenin midesini tanzim eden, manzume-i şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
3- Bir zerreyi icad etmek için bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın her bir harfinin, bâhusus zîhayat her bir harfinin, her bir cümlesine müteveccih birer yüzü ve nâzır birer gözü vardır.
4- Tabiat; misalî bir matbaadır, tabi değil. Nakıştır, nakkaş değil. Kabildir, fâil değil. Mistardır, masdar değil. Nizamdır, nâzım değil. Kanundur, kudret değil. Şeriat-ı iradiyedir, hakikat-i hariciye değil.
5- Sabit, daim, fıtrî kanunlar gibi; ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş ve kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Ve bir seyyale-i latîfeyi o cevhere sadef etmiştir.
Ve hâkeza binlerce vecizeler var.
اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى
Dr. Mustafa Hilmi Ramazanoğlu
***