imkân olmadığı için, tam görmek isteyenler bahçenin içine girsin ve yalnız bu kadarla kalmasın. Bu meselenin hâtimesinin iki hâşiyesini ve Nur’un kahramanı Hüsrev’in mektubunu da okusun.
On Birinci Mesele: Meyve’nin On Birinci Mesele’sinin bir meyvesi cennet ve biri saadet-i ebediye ve biri rü’yetullahtır. Bu şecere-i kudsiyenin hadsiz küllî ve cüz’î meyvelerinden yüzer numunelerini Risale-i Nur’da gayet parlak bir şekilde Üstadımız beyan etmiştir. Bu meseledeki beyanatın fihristesinin yalnız hangi mevzuya ait olduğunu kısaca bildirmek istedik. Merak edenler Siracünnur’a ve Meyve’nin On Birinci Mesele’sine dikkatle baksınlar.
Bu mesele, meleklere iman meyvesinin bir cüzüdür. Üstadımız diyorlar ki: Bir gün duada “Yâ Rabbî! Cebrail, Mikâil ve Azrail ve İsrafil hürmetlerine ve şefaatlerine beni cinn ve ins şerlerinden muhafaza eyle!” dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğimde gayet tesellidar ve sevimli bir halet hissettim. Elhamdülillah dedim ve Azrail’i cidden sevmeye başladım. Çünkü insanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı onun ruhudur. Onu ziya’dan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslim etmek derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim. Ve o anda insanın amelini yazan melekler hatırıma geldi. Baktım aynen bu meyve gibi çok tatlı meyveleri var. Her insan kıymetli fiilini bâkileştirmek için iştiyakla kitabet, şiir, hattâ sinema ile hıfzına çalışır. Hususan o fiillerin cennette bâki meyveleri bulunsa daha ziyade merak eder. Kiramen Kâtibîn insanın omuzlarında durup onları yazması ve ebedî manzaralarda göstermek için muhafaza etmesi ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırması o kadar bana şirin geldi ki tarif edemem, diye Üstadımızın şu meseledeki derin görüşlerinin kudsiyetini göstermek için ellerine fihrist anahtarını takdim ediyoruz.
Emirdağ Nur Talebeleri
Her asırda, her devirde imana ve Kur’an’a ve İslâmiyet’e hizmet eden nurani mübarek şahsiyetler gelmişler. Bunların karşısında Nemrutlardan, Firavunlardan, Ebucehillerden birer tanesi çıkmış, musallat olmuşlar. Vazife-i diniyelerine sed çekmeye çalışmışlar.
Bu asırda da Nurların ve şakirdlerinin takib ettikleri kudsî hizmet-i Kur’aniye ve imaniyeye mason ve komünist ve zındıka