İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 185

وَالتّٖينِ وَالزَّيْتُونِ Suresi’nin manasını tekrar tekrar soracağını, halbuki bu surenin komşusu olan اِقْرَاْ Suresi’nde اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰى cümlesi, manasıyla o Deccal’ın harekâtına ve cifrî makamıyla o Deccal’ın tam tarihine baktığını ve insan ism-i umumîsiyle de şahsından haber verdiğini ihbar etmesidir.

Üçüncü Hâdise: İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhur edecek denilmiş. Bu rivayet tefsir ile anlaşılmakla beraber hem bu rivayet zamanında Türklerin vatanı Horasan olduğunu haber verir hem de medar-ı şükran bir kerameti ihbar eder ki “O İslâm Deccalı, İslâmiyet’in bir kısım şeairine karşı –yedi yüz sene müddet zarfında İslâmiyet’in ve Kur’an’ın elinde şeref-şiar, bârika-âsâ bir elmas kılınç olan– Türk Milletini ve Türkçülüğü muvakkaten istimal edeceğini; ve fakat tam muvaffak olamayarak geri çekileceğini; ve kahraman ordu dizginlerini onun elinden kurtaracağını” rivayetler haber veriyor der, beşaret verir.

Hüsrev

ALTINCI ŞUÂ:

Bu risale, namazdaki teşehhüdde bulunan

اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُ اَلصَّلَوَاتُ اَلطَّيِّبَاتُ ... الخ

kelimelerinin hem mühim bir nevi tefsiri hem onun iki noktasına gelen iki mühim suale gayet güzel ve mühim bir cevaptır.

Birinci Sual: “Teşehhüdün mübarek kelimatları Mi’rac gecesinde Cenab-ı Hak ile Resulünün bir mükâlemeleri olduğu halde, namazda okunmasının sırr-ı hikmeti nedir?” demelerine karşı, her mü’minin namazı onun bir nevi mi’racı hükmünde olduğunu; ve o huzura lâyık olan kelimeler ise mi’rac-ı ekberde söylenen kelimeler olduğundan onları namazda zikretmekle o kudsî sohbet tahattur edileceğini; ve o tahatturla o kudsî kelimelerin manaları cüz’iyetten külliyete çıktığını; ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm Cenab-ı