İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 165

BİRİNCİ ŞUÂ:

Bin üç yüz elli (1350) tarihinden sonra, gözleri kamaştıran ziya-i faaliyetiyle nev-i beşerin mühim bir kısmını kendine teshir eden ve edecek olan Risale-i Nur Külliyatından Otuz Birinci Lem’a’nın Birinci Şuâ’ı, İşarat-ı Kur’aniye olup bu Şuâ’ın fevkalâdeliğini gösteren ve sisli bir asırda semlenmekte olan nev-i beşeri idam-ı ebedîden alıp hayat-ı bâkiyeye ve boğucu bir zulmetten çıkarıp halâskâr bir nura atlatan ve Risale-i Nur ismiyle müsemma kılınan Külliyat-ı Nuriye’ye manen ve makamen ve cifren bakan ve böyle müşevveş bir zamanda o Nur’un intişarını ve kıymetini sarahat derecesinde haber veren otuz üç âyât-ı Kur’aniye bu risalede mündericdir. Yalnız beş âyet numune olarak bu fihristede dercedildi.

Birincisi:

وَمَا يَعْلَمُ تَاْوٖيلَهُٓ اِلَّا اللّٰهُ وَالرَّاسِخُونَ فِى الْعِلْمِ... الخ

âyeti olup, manen Risale-i Nur’u gösterdiği gibi makam-ı cifrîsi dahi 1344 olmakla bu tarihte Risale-i Nur’dan daha ziyade bu vazife-i kudsiyeyi müşkül şerait içinde ve ağır tazyikat altında, sebatkârane îfa eden başkası görülmediğinden ve Kur’an’ın müteşabihlerini ehl-i ilhad hilaf-ı hakikat tevilat ile tahrife başladığı hengâmda, hakiki bir taife Kur’an’ın müteşabihatını vaktinde ve yerinde tefsir ve tabir ettiklerinden Kur’an onlara birkaç cihetlerden hasr-ı nazar eder.

İkincisi:

اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ

Şu âyet 1350 olan makam-ı cifrîsiyle ve gayet mu’ciz ve mûciz olan manasıyla, o tarihleri müteakib ehl-i ilhad ve dalaletin tecavüzatlarından ârız olacak, yılgınlığı ref’ u izale ve Risale-i Nur naşirinin galibiyetiyle neticeleneceğini çok hakikatdarane hoş bir eda ile nazargâh-ı âmmeye vaz’ediyor.

Üçüncüsü:

وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ... الخ