Onuncu Nüktesi: قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ muhabbet-i İlahiyeye ve o muhabbetin neticesinde sünnet-i seniyenin ittibaına dair, üç nokta ile gayet merak-âver ve mühim ve güzel beyanat var. Hattâ kitabın nakşında şu onuncu nüktenin bir şuâ-ı kerametini, tevafukla nazara gösteriyor.
On Birinci Nüktesi: Zat-ı Ahmediye aleyhissalâtü vesselâmın sünnet-i seniyesinin menbaı hem akvali hem ahvali hem ef’ali olduğunu ve her birisi hem farz hem nevafil hem âdât aksamına inkısam ettiğini ve Kur’an’da وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ sırrıyla, nev-i beşer içinde manen ve ruhen olduğu gibi mizac-ı cismanîsinin cihetiyle dahi en mutedil noktasında ve kuva-yı cismaniye ve nefsiyede nokta-i itidalin vasatında ve kemalinde bulunan ferd-i ferîd, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm olduğunu ispat ediyor.
Bu risale dahi başta denildiği gibi bir tiryak-ı enfa’ ve bir iksir-i a’zamdır.
ON İKİNCİ LEM’A OLAN ON İKİNCİ RİSALE:
اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ ۞ اَللّٰهُ الَّذٖى خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ
وَمِنَ الْاَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ الْاَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ
وَاَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًا
âyetlerinin, ehl-i fennin ve şimdiki coğrafyacı ve kozmoğrafyacıların medar-ı tenkitleri olmuş iki hakikatini, iki nükte ile tefsir ediyor.
Birinci Nükte: Umum rızık doğrudan doğruya Kadîr-i Zülcelal’in elinde olduğunu ve hazine-i rahmetinden çıktığını beyan ederek, rızıksızlıktan ölmek olmadığını ispat eder.
İkinci Nükte: Küre-i arzın, münkir coğrafyacı feylesofların rağmına olarak, yedi vecihle yedi tabaka olduğunu ve semavat dahi