OTUZUNCU MEKTUB:
Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın otuz cüzünden her bir cüzüne birer esrarlı hâşiye olacağı tasavvur edilip rahmet-i İlahiyeden istenilmişti. Bir nakş-ı i’cazî gösteren yazdığımız Kur’an ile tabedilecekti. Maatteessüf o tasavvur geri kaldığı için, Otuzuncu Mektub daha yazılmadı. Belki Cenab-ı Hak şimdiki Kur’an hâdimlerinin bazılarına kudsî bir deha ihsan edip taksimü’l-a’mal suretinde her biri bazı cüzlere o tasavvur ettiğimiz hâşiyeleri yazarlar. 10(*)
______
10 (*) Bu fihristenin telifinden on sene sonra Denizli beraetini müteakib (1944) Emirdağ’ında ikametleri esnasında yazdıkları ve Emirdağ Lâhikası’nın baş taraflarında dercedilen aşağıdaki mektubunda Hazret-i Üstadımız, sonradan telif edilen risale, mektub ve müdafaalar ile Risale-i Nur’dan evvel telif ettiği âsâr-ı Nuriyesinin Fihrist Risalesi’ndeki yerlerini ve makamlarını şöylece tertip ve tanzim etmişlerdir:
“İhtar Edilen İkinci Nokta:
Madem Arabîce altmış dörde girdik, işaret-i gaybiye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumî tarihi olsa, daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve tehir edilen risaleler kalmış. Mesela: Otuzuncu Mektub ve Otuz İkinci Mektub ve Otuz İkinci Lem’alar gibi ehemmiyetli mertebeler boş kalmış. Kalbime ihtar edilmiş ki:
Eski Said’in en mühim eseri ve Risale-i Nur’un fatihası, Arabî ve matbu olan İşaratü’l-İ’caz Tefsiri, Otuzuncu Mektub olacak ve olmuş.
Eski Said’in en son telifi ve yirmi gün ramazanda telif edilen, kendi kendine manzum gelen Lemaat Risalesi, Otuz İkinci Lem’a olması ve
Yeni Said’in en evvel hakikatten şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şule ve onların zeyllerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuz Üçüncü Lem’a olması ihtar edildi.
Hem Meyve, On Birinci Şuâ olduğu gibi,
Denizli Müdafaanamesi de On İkinci Şuâ
ve hapiste ve sonra Küçük Mektublar Mecmuası, On Üçüncü Şuâ olması
ihtar edildi. Ben de aziz kardeşlerimin tensiblerine havale ediyorum. Demek birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.”
Hem Hazret-i Üstadımız zamanında tabedilen ve Üstadımızın nazar-ı tetkik ve tashihinden geçen yeni harf risale ve mecmualardaki fihristler dahi birer me’haz hükmünde dikkate alınmalıdır.
Hizmetinde bulunan talebeleri