İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
On Beşinci Lem’a · Sayfa 56

Birinci Sual: “Ecnebilerden ihtida edenler, kendi dilleriyle şeair-i İslâmiyeyi tercüme ediyorlar. Âlem-i İslâm’ın onlara karşı sükûtu ve itiraz etmemesi, cevaz-ı şer’î olduğunu göstermez mi?” diyen ehl-i bid’atın sualine karşı, gayet kat’î ve kuvvetli bir cevaptır.

İkincisi: “Frenklerdeki inkılabcılar ve feylesoflar, Katolik mezhebinde inkılab yapmakla terakki ettiklerinden, acaba İslâmiyet’te böyle bir inkılab-ı dinî olamaz mı?” diyen ehl-i bid’atın sualine karşı; gayet kat’î, zahir ve bâhir ve müskit bir cevaptır.

Üçüncüsü: “Avrupa, taassubu bıraktıktan sonra terakki ettiğinden, biz de taassubu bıraksak daha iyi olmaz mı?” diyen ehl-i bid’at ve sefahetin sualine karşı, gayet müskit ve mukni ve mantıkî bir cevaptır.

Dördüncüsü: “Zaafa uğrayan İslâmiyet’i takviye niyetiyle, kuvvetli olan milliyete mezcetmek ve secaya-yı milliyeti şeair-i İslâmiye ile kuvvetleştirmek, bu asırda daha iyi olmaz mı?” diye dessas ehl-i dünyanın bu müthiş sualine karşı, gayet metin bir cevaptır.

Beşincisi: “Bu kadar heyet-i içtimaiye-i beşeriye fesada girmiş ve hissiyat-ı diniye zayıflaşmış ve şahsî dehalar ve harekât, cemaatin şahs-ı manevîsinin icraatına mağlup düşmüş bir zamanda, nasıl rivayet-i sahihada denildiği gibi birkaç sene zarfında, Mehdi dünyayı ıslah edecek? Halbuki bütün işi hârika olup ve birkaç nebinin mu’cizatı da beraber olsa yine ıslahı pek müşkül görünüyor.” diye ehl-i tenkidin sualine karşı, gayet kavî bir cevaptır.

Altıncısı: Âhir zamanda Hazret-i Mehdi’nin Süfyanî komitesine galebesi, Hazret-i İsa aleyhisselâmın Deccal komitesini dağıtması ve şeriat-ı İslâmiyeye tebaiyetine dairdir.

Yedincisi: “Mütefekkirîn-i İslâmiye, Avrupa’nın düsturlarını ve fennin kanunlarını bir derece kabul edip onların usûlüyle onlara karşı İslâmiyet’i müdafaa ettikleri halde –sen de eskiden böyle yapıyordun– şimdi neden bütün bütün başka bir çığır açıp felsefeyi kökünden vuruyorsun? Ve fünun-u müsbete dedikleri usûllerinin, Kur’an’ın düsturlarına nazaran pek sathî kaldığını gösteriyorsun?” diye çoklar tarafından gelen suale karşı, gayet hak ve hakikatli bir cevaptır.