Altıncı Nükte: اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ ’deki nun-u mütekellim-i maalgayra dair mühim bir sırrını, nurlu bir hal ve hakikatli bir hayal içinde beyan ediyor.
Yedinci Nükte: اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ ۞ صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ’in mühim ve nurani sırrının beyanı içinde, bid’aların icadı ne kadar çirkin ve zarar olduğunu gösterir.
Sekizinci Nükte: Şeair-i İslâmiye, hukuk-u umumiye hükmünde olduğuna dair mühim bir sırrını beyan ediyor.
Dokuzuncu Nükte: Mesail-i şeriatın “taabbüdî” ve “makulü’l-mana” olarak iki kısım olduğunu ve taabbüdî kısmı hikmet ve maslahatların tebeddülü ile tagayyür edemediğinin sırrını beyan eder.
Ve ezanın faydası, yalnız bir köy ahalisini namaza davet değil belki kâinat sarayında mevcudata karşı umum mahlukat namına bir ilan-ı tevhid olduğunu beyan eder.
Yirmi Dokuzuncu Mektub’un İkinci Kısmı olan İkinci Risale:شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖٓى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ
âyetinin bir sırrını, sıyam-ı ramazanın yetmiş hikmetlerinden dokuz hikmetinin beyanıyla o sırr-ı azîmi tefsir ediyor. O dokuz hikmet, o kadar hakiki ve kuvvetli ve cazibedardırlar ki Müslüman olmayan da onları görse oruç tutmak için büyük bir iştiyak ve bir hevese gelir. Kendine Müslüman deyip oruç tutmayanların, bu hikmetlere karşı hacalet ve hatalarından ezilmeleri lâzım gelir.
Yirmi Dokuzuncu Mektub’un Üçüncü Kısmı olan Üçüncü Risale:Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın enva-ı i’cazından göz ile görünecek kısmının beş altı vechinden bir vechini, yeni bir Kur’an’ı yazmakla