İkinci Nükte: Tevafukatın meziyeti, lafz-ı Celal’den başka ne için Kur’an’da fevkalâde matlub olmadığının sırrını beyan eder.
Üçüncü Nükte: Bir kardeşimizin fazla ihtiyat ve cesaretsizliği yerinde olmadığını ve bir müftünün Onuncu Söz’e sathî tenkidine karşı güzel bir cevaptır.
Dördüncü Nükte: “Meydan-ı haşirde insanlar nasıl toplanacaklar, çıplak olarak mı? Herkes ahbaplarını görebilir mi? Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı şefaat için nasıl bulacağız? Hadsiz insanlarla bir tek zat olan Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm nasıl görüşecek? Ehl-i cennet ve cehennemin libasları nasıl olacak? Ve bize kim yol gösterecek?” Altı meraklı sualin mukni ve makul cevabıdır.
Beşinci Nükte: “Zaman-ı fetrette, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın ecdadı, bir din ile mütedeyyin mi idiler?” cevabında, güzel bir hakikat beyan ediliyor.
Altıncı Nükte: “Hazret-i İsmail aleyhisselâmdan sonra, Peygamber’in (asm) ecdadından peygamber gelmiş midir?” sualine karşı, gayet mühim bir cevaptır.
Yedinci Nükte: “Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın peder ve validesinin ve ceddi Abdülmuttalib’in imanları hakkında en sahih haber hangisidir?” sualine karşı gayet mühim ve makul bir cevaptır.
Sekizinci Nükte: “Amcası Ebu Talib’in imanı hakkında esahh olan nedir? Cennete girebilir mi?” sualine karşı güzel bir cevaptır.
ON DOKUZUNCU SÖZ’ÜN ZEYLİ:On Dokuzuncu Söz’ün zeyli olan “Şakk-ı Kamer Risalesi” unutulmuştu. Şu risale şakk-ı kamer mu’cizesine, bu zaman feylesoflarının ettikleri itirazlarını, beş nokta ile gayet kat’î bir surette reddedip, inşikak-ı kamerin vukuuna hiçbir mani bulunmadığını gösterir. Ve âhirinde de beş icma ile şakk-ı kamer vuku bulduğunu gayet muhtasar bir surette ispat eder. Şakk-ı kamer mu’cize-i Ahmediyesini güneş gibi gösterir.