Bu bîçare müflis Said’in ziyaretine gelenlerin ne niyetle görüşmek lâzım geldiğini beyan edip sırf Kur’an-ı Hakîm’in dellâlı itibarıyla görüşmek lâzım geldiğini ve o görüşmenin mühim faydalarını ve Said’in şahsiyetinin hiçliği nazara alınmayacağını, belki dellâlı olduğu mukaddes dükkânın kıymettar cevherlerini nazara almak lâzım geldiğini beş nokta ile gayet güzel bir surette ispat etmekle beraber; hizmet-i Kur’aniyenin keramatından ve inayet-i Rabbaniyeden, ben ve bazı kardeşlerim mazhar olduğumuz çok inayetlerden birkaç vaki ve kat’î misalleri zikrediyor.
Bu risalenin tetimmesinde; risalelerin yazmasında, hususan telifinde ve bilhassa Yirmi Dokuzuncu Mektub’da tezahür eden hârika bir inayeti beyan ediyor.
Dördüncü Mesele Olan Dördüncü Risale:Mescidimize iki defa taarruz edildi, âhirki defa da kapadılar. Ondan iki veya üç sene mukaddem, yine mübarek bir misafirin gelmesiyle, gayet vahşiyane ve zalimane tecavüz edildiği için her taraftan benden sual edildi. Böyle merak-ı umumîyi tahrik eden bir hâdiseye lâyık cevap vermek için Eski Said lisanıyla dört nokta ile mühim bir ibretli cevaptır.
Beşinci Mesele Olan Beşinci Risale:Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’da tekrar ile
اَفَلَا يَشْكُرُونَ ۞ اَفَلَا يَشْكُرُونَ
ve şükretmeyenleri, otuz bir defa
فَبِاَىِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
fermanıyla tehdit ettiğinin sırrını gayet âlî ve tatlı ve makul ve makbul bir surette tefsir ediyor, insan bir şükür fabrikası olduğunu ispat ediyor. Kâinat bir nimet hazinesi olup şükür ise anahtarı olduğunu; ve rızık, onun neticesi ve şükrün mukaddimesi bulunduğunu gayet güzel ve kat’î bir surette ispat ediyor.
Der tarîk-ı acz-mendî, lâzım âmed çâr çîz:
Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak ey aziz!