İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
On Beşinci Lem’a · Sayfa 45

çok misallerden yedi küçük misal ile gösterir ki siperini bırakıp kaçanlar, daha ziyade yaralanırlar.

Sekizincisi: Diyorlar ki: “Elfaz-ı Kur’aniye ve zikriye ve tesbihatların her birinden, bütün letaif-i insaniye hisselerini istiyorlar. Manaları bilinmezse hisse alınmaz, öyle ise tercüme edilse daha iyi değil mi?” diye olan müthiş ve mağlatalı şu suale karşı, gayet mühim ve ibretli ve zevkli bir cevaptır. Elfaz-ı Kur’aniye ve Nebeviye manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayattar feyiz-âver ciltlerdir. Zîhayat bir cismin cildi soyulsa elbette ölür. Hem lisan-ı nahvî olan elfaz-ı Kur’aniyedeki i’caz ve îcaz, hakiki tercümeye mani olduğunu gösterir.

Dokuzuncusu: “Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan ehl-i hak dairesinin haricinde ehl-i velayet bulunabilir mi?” sualine, mühim ve merak-âver bir cevaptır.

Onuncusu: Kur’an-ı Hakîm’in hizmetinde bulunan bu bîçare Said ile görüşen ve görüşmek arzu eden dostlara mühim bir düsturdur.

YİRMİ YEDİNCİ MEKTUB:

Risale-i Nur’un şakirdleri ve bu fakir Said’in fedakâr, hâlis, sıddık kardeşleri ve hizmet-i Kur’aniyede gayretli ve ciddi arkadaşları ve ders-i Kur’an’da onun ders arkadaşları ve ellerinde kalemleri birer elmas kılınç hükmünde mübarek ve mücahid bir cemaatin, Risale-i Nur eczalarının derslerinden aldıkları şevk ve sürur ile Risale-i Nur eczaları hakkında yazdıkları fıkralardır ki her bir fıkra hangi risale münasebetiyle yazılmış ise o risalenin güzelce hüsn-ü tesirini ve ehemmiyetini ve faydasını gösterdiği gibi; umum fıkralar muazzam ve mufassal nurani bir fihriste-i kübradır ki o fıkralar Risale-i Nur eczalarının parlak bir fihristesi hükmüne geçmiştir. Ve o fıkra sahipleri güzel istidatlarında ayrı ayrı ve beliğ ifadelerinde renk renk ve latîf zevklerinde çeşit çeşit olduklarından, musikî tellerinin muhtelif nağamatından gelen tatlı sadâlar gibi gayet şirin bir vaziyette bu mektuba tatlı bir ahenk vermişler.

Arkadaşlardan çokları var ki, sairlerin fıkralarını kendi hissiyatına ve fikrine ve fehmine muvafık buldukları için kendi dilleriyle