İçeriğe atla
El-Hüccetü'z-Zehra Risalesi
On Beşinci Şuâ · Sayfa 9

içindir ki İmam-ı Ali (ra) Nur’un eczalarından haber verdiği sırada

وَبِالْاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنّٖى مِنَ الْفَجَتْ

deyip o Âyetü’l-Kübra’yı şefaatçi yaparak Nur şakirdlerinin Denizli hapsinde, o risalenin hem Ankara hem Denizli Mahkemelerinde galebesiyle ve perde altında tesirli intişarıyla talebelerine beraet kazandırmaya sebep olduğu gibi; onun gizli tabı da şakirdlerinin dokuz ay mevkufiyetlerine vesile olmasıyla İmam-ı Ali’nin (ra) hem keramet-i gaybiyesini hem Nur şakirdlerinin bedeline duasını pek zahir bir surette tasdik etti.

Evet Âyetü’l-Kübra Şuâı, otuz üç icma-ı azîmi ve küllî hüccetleri mevcudatın heyet-i mecmuasında gösterip her bir hüccet-i külliyede hadsiz bürhanlara işaret ederek başta semavat, yıldızlar kelimeleriyle; arz, hayvanat ve nebatat kelâmları ve cümleleriyle; gitgide tâ kâinat mecmuası, müştemilat ve mevcudat ve hudûs ve imkân ve tagayyür hakikatlerinin kelimeleriyle Vâcibü’l-vücud’un mevcudiyetini ve vahdaniyetini güneş zuhurunda ve gündüz kat’iyetinde ispat ediyor.