İçeriğe atla
El-Hüccetü'z-Zehra Risalesi
On Beşinci Şuâ · Sayfa 44

aleyhissalâtü vesselâma, وَالصِّدّٖيقٖينَ ile Ebubekir-i Sıddık radıyallahu anh’a, وَالشُّهَدَٓاءِ ile Ömer ve Osman ve Ali radıyallahu anhüme işaret edip Peygamber’den (asm) sonra Sıddık (ra) sonra Ömer (ra) Osman (ra) Ali (ra) üçü hem şehit hem halife olacaklar diye gaybî ihbarla bir lem’a-i i’caz gösterir.

Sâniyen: Nev-i beşerin en yüksek en müstakim en sadık bu dört taifesi; Âdem zamanından beri hadsiz hüccetler, mu’cizeler, kerametler, deliller, keşfiyatlar ile bütün kuvvetleriyle dava edip ve beşerin ekseri onları tasdik ettikleri hakikat-i tevhid, elbette güneş gibi kat’îdir. Bu hadsiz meşahir-i insaniye, yüz binler mu’cizelerle ve hadsiz hüccetlerle doğruluklarını ve hakkaniyetlerini gösterip tevhid ve vücub-u vücud ve vahdet-i Hâlık gibi müsbet meselelerde ittifakları ve icmaları öyle bir hüccettir ki hiçbir şüpheyi bırakmaz.

Acaba kâinatın ehemmiyetli netice-i hilkati ve zeminin halifesi ve zîhayatların istidatça en cem’iyetli ve yükseği olan nev-i beşerin en müstakimleri, en sadık ve musaddak mürşidleri ve kemalâtta reisleri olan mezkûr o dört taifenin icma ve ittifakla iman edip haber verdikleri ve