İçeriğe atla
Âyetü'l-Kübrâ
Takriz - Hasan Feyzi · Sayfa 204

tepelemeye yetişir. Zaten Risale-i Nur, bu fitne ve fesat ve bu yangınları söndürmeye memurdur. Ve bunun için doğmuş ve gelmiştir diyoruz.

Erenler, evliyalar, şehitler ve fatihler yatağı olan bu mübarek vatanda yetişen bu mübarek ve meymenetli, şecî ve asil milletin

فَسَوْفَ يَاْتِ اللّٰهُ بِقَوْمٍ

işaretiyle –indallah– ne kadar mergub ve mahbub ve cengâver olduklarına yine bel bağlıyoruz.

Risale-i Nur’a sahip olanlarda hırs ve hiddet zevale yüz tutar, zulmet ve şehvet erir. Cehalet ve şakavet ateşi söner. Tabiat uykusu azalır. Gaflet uykusu kalkar. Kara ve çirkin, bozuk ve uyuşuk kanlar düzelir. Nefes ve kalp işler. Kan boruları birer mecra-i Nur olur. Hubb-u dünya ve meyl-i mâsiva kalmaz. “Ene” ve “ente” gider. Yetmiş bin diye söylenen perdeler kalkmaya ve “varlık dağı” delinmeye başlar.

اِرْجِعٖٓى اِلٰى رَبِّكِ den sesler gelir. Vuslat yolu açılır. Misk ü amber saçılır. فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖى ile memur, وَادْخُلٖى جَنَّتٖى nişanı ile me’cur olur.